10 Ağustos 2012 Cuma

Kar Payı Avans Dağıtımı


Kar Payı avansı Dağıtımı esasları belirlendi.

 Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliği; 09.08.2012 tarih ve 28379 sayılı Resmi Gazete’de, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır.
Sermaye piyasasına tabi olmayan anonim şirketlerin ortaklarının kar payı avansı dağıtımına ilişkin esaslar belirlendi.

Kar eden şirket genel kurulda  da karar Alınmışsa Kar payı dağıtabilecek.
Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ( TTK ) en tartışmalı konusu ortakların şirketten borçlanması ile ilgili hükümlerin , kar payı avansı dağıtımına ilişkin hükümlerin kar payı avansı dağıtımına ilişkin kısmında düzenleme yapıldı.

Tebliğ kapsamında , SPK’ya tabi olmayan anonim şirketler ile limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler yer alıyor. Tebliğe göre şirketlerin kar payı avansı dağıtabilmeleri için öncelikle şirket genel kurulunda kar payı avansı dağıtımına ilişkin karar alınması gerekiyor.
Ayrıca kar payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan 3,6 veya 9 aylık ara dönem finansal tablolara göre de kar edilmiş olması gerekiyor.

Kar payı avansı dağıtımın hesaplanmasında ise ;
-          Geçmiş yıl zararları ,
-          Vergi
-          Fon ve mali karşılıklar
-          Yedek Akçeler
-          Varsa imtiyazlı pay sahipleri
-          İntifa senetleri
Ara dönem karından indirilmesi yöntemi uygulanacak.
Aynı hesap dönemi içinde izleyen ara dönemlerde de kar oluşması halinde  dağıtılacak kar payı avans tutarı belirtilenlerin yanı sıra önceki ara dönem veya dönemlerde  ödenmiş olan kar payı avansı tutarları da indirilerek hesaplanacak.
İlgili hesap dönemi sonunda zarar oluşması durumunda , varsa bir önceki yıla ait bilançoda yer alan genel kanuni yedek akçeler ile serbest yedek akçeler öncelikle oluşan zararın mahsubunda kullanılacak.

Önemli ;
Söz konusu akçelerin oluşan zararı karşılayamaması halinde dönem içinde dağıtılan kar payı avanslarının tamamı yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edilecek.

Kar payı avansı dağıtım tarihleri itibari ile ortakalara payları oranında ödenecek

Avans ödemelerinde paylara ilişkin imtiyazlar dikkate alınmayacak.

3 Ağustos 2012 Cuma

İkinci el araç alımında ödenen KDV indirimi

Bankaların ihale yoluyla satışa çıkardıkları araçların alımında ve araç filo kiralama şirketlerinden satın alınan araçların satışında uygulanması gereken KDV oranı hakkında bilgilendirme.


KDV Kanununun 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetler, 3 fıkrasının (d) bendinde ise müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar katma değer vergisine tabidir.

Aynı Kanunun 17/4-e maddesi ile banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemleri ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu belirtilmiş, Kanunun 30/b maddesinde de, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV nin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararnameye ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

Söz konusu Kararname eki (I) sayılı listenin 9 uncu sırasına göre, TGTC nin 87.03 tarife pozisyonunda yer alan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlardan kullanılmış olanların teslimlerinde % 1, KDV Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklenilen KDV yi indirim hakkı bulunan mükelleflerin bu araçları tesliminde ise % 18 oranında KDV uygulanmaktadır.
Kararnamenin 1 inci maddesinin 5 inci fıkrasında, (I) sayılı listenin 9 uncu sırasında yer alan "kullanılmış" deyimi 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa göre ÖTV ye tabi olmayan taşıtları ifade etmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre özetlersek ;

- Bankaların  ihale yolu ile  taşıt araç satışı  BSMV  kapsamına girdiğinden, KDV Kanununun 17/4-e maddesi gereğince KDV den istisnadır.   Bu nedenle, bankalarca ihale yolu ile satılan taşıt araçları için KDV hesaplanması söz konusu olmadığından, bu işlemlerin bedellerine iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle KDV indirimi yapılması da mümkün değildir.


- Otomobil kiralama şirketleri tarafından %18 oranında KDV hesaplanarak teslim edilen binek otomobillerin Şirketinizce satışı ise KDV oranlarını düzenleyen 2007/13033 sayılı Kararname eki I sayılı listenin 9 uncu sırası uyarınca % 1 oranında KDV'ye tabidir.

Öte yandan, Şirkete otomobil kiralama şirketleri tarafından teslim edilen araçlara ilişikin yüklenilen KDV ise Kanunun 30/b maddesi çerçevesinde indirim konusu yapılamayacak, kurumlar vergisi matrahının tespiti bakımından gider veya taşıtın maliyet unsuru olarak dikkate alınacaktır.



Kaynak : T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI KONYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 31/05/2012 TARİHLİ ÖZELGESİ 

25 Mayıs 2012 Cuma

1 Milyon vergi borçlusuna ikinci yapılandırma şansı


GEÇTİĞİMİZ yıl yürürlüğe giren  vergi ve prim borçlarına ödeme kolaylığı getiren yasadan yararlanandıkları halde bazı nedenlerle bu hakları yananlara ikinci hak şansı doğdu. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen torba yasaya eklenen bir madde ile yapılandırmadan yararlandığı halde taksitlerini ödeyemediği için bu hakkını kaybeden 1 milyon vergi borçlusuna yeniden yapılandırma getiriliyor.
 
4 ay içinde ödenme şartı geldi
 
6111 sayılı kanun kapsamında, vergi borçlularına yeniden yapılandırma imkanı sağlanmıştı. Söz konusu yasanın ilk yılında, vergi borçlularının bir kısmı taksitlerini 2’nin üzerinde aksattı. Bu da, mükelleflerin yapılandırmadan elde ettikleri hakları kaybetmesine yol açtı. Ekonomi yönetimi de, bu kapsamdaki vergi borçlularına ikinci bir  verme kararı aldı. Karar doğrultusunda da, dün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen ve yakında Meclis’te görüşülmeye başlanacak olan madde hazırlandı. Geçici maddede, taksitlerini aksattığı için, hakkını kaybeden mükelleflere ‘aksattıkları taksitleri ve gecikme zamlarını’ 4 ay içinde öderlerse, yapılandırmaya devam etme hakkı verildi.
 
Kapsamda 5 milyarlık borç  var
 
Söz konusu düzenlemenin yaklaşık 1 milyon mükellefi ilgilendirdiği bildirildi. Yine düzenleme kapsamında yaklaşık 5 milyar liralık vergi borcunun yeniden yapılandırılmasına sağlandığı kaydedildi. Düzenlemenin hayata geçmesi ile birlikte, 2011 yılında borcunun taksitlerini aksatanlar başvuruda bulunacaklar ve aksattıkları borçları dört ay içinde ödeyecekler. 4 ayın sonunda ise yapılandırmadan kaldıkları yerden devam edecekler.
 
İKİNCİ HAK SADECE 2011 YILINI KAPSAYACAK
 
- Düzenleme sadece vergi borçlarını kapsıyor.
 
- Düzenlemeden, 2011 yılında cari ve eski borçlarını aksatan mükellefler yararlanacak.
 
- Düzenlemeden yararlanacak vergi borçlarında, torba yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan borçlar esas alınacak.
 
- Mükellefler, taksitleri, gecikme zammı ile birlikte dört ay içinde ödeyecekler.
 
- Söz konusu maddenin de yer aldığı torba yasa önümüzdeki günlerde Meclis’e gelecek.
 
Astronomik değeri olan konutun KDV’si olacak
 
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınan Amme Alacakları Tahsili Tasarısı’nda yapılan değişiklikle, konutlardan alınan KDV oranı ve şirketlerin borçlanmasında bir takım değişiklikler yapıldı. Tasarıya göre bankalar ve finans kuruluşları dışında kalan şirketler, yabancı kaynaklardan yapacakları borçlanmalarındaki faiz-diğer giderlerinin yüzde 10’una kadarlık kısmını gider olarak yazamayacaklar. Daha önce söz konusu düzenlemede bankalar ve finans kuruluşlarının da bu kapsamda olması planlanıyordu. Tasarıya ilişkin oluşturulan Alt Komisyon Başkanı Recai Berber, maddeyle Bakanlar Kurulu’na bu yetkiyi kullanma imkanı verileceğini, söz konusu düzenlemeyle bu tür giderlerin yüzde 10’una kadarlık kısmının gider yazılmasının önüne geçildiğine dikkat çekerek “Bankalar Birliği ve meslek kuruluşlarıyla da yaptığımız değerlendirmede bankalar ve finans kuruluşları kapsamdan çıkarıldı” dedi. Mevcut durumda şirketlerin bu ödemeleri gider göstermede sınır bulunmuyor. Berber, yapılan değişiklikle, özsermayesi güçlü olan şirketlerin de bu madde kapsamından çıkarıldığını ve özkaynağı aşan borçlanmaya kısıtlama getirildiğini vurguladı. Tasarıda ayrıca konut satışlarında uygulanan KDV’nin farklılaştırılmasına yönelik madde de değişti. Yani metrekare düzenlemesine göre yapılan uygulamanın, değer esasına göre düzenlenmesi öngörüldü. Berber “150 metrekarenin altında ama astronomik değeri olan konutların KDV’sinin farklılaştırılması yöntemine gidilecek” dedi. Mevcut mevzuata göre 150 metrekarenin altındaki konutlarda yüzde 1, üstündeki konutlarda yüzde 18’lik KDV uygulaması bulunuyor.




  www.muhasebevergi.com sitesinden alınmıştır. (RT)

17 Nisan 2012 Salı

Sponsorluk harcamaları

Tanım ve Açıklama
Sponsor  :   Kelime  anlamı , Sanatsal ve Kültürel bir etkinliğin giderlerinin tümünü   ya da bir bölümünü karşılamayı üstlenen özel ya da kamu kuruluşu ya da kişi ye verilen isimdir.
 Sponsorluk ise marka bilincini yerleştirmek ve kişi ve kuruluşların satın alma tercihlerini etkileyebilmek amacıyla bir etkinliğe ayni veya nakdi yollarla destek vermek aynı zamanda şirketlerin ya da kişilerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilmek için bir araç olarak nitelendirebiliriz.
Sponsorluk harcamaları, ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olmayan sosyal amacı öne çıkan harcamalardır.

Sponsorluk harcamalarında aşağıdaki hususlar her zaman sorulmuş ve çok kere karıştırılmıştır.
Sponsorluk harcamaları ;
·         Her türlü sponsorluk harcamaları vergi matrahından indirilebilinir mi ?
·         İndirim yapılırken belli bir oranın var olup olmadığı ?
·         Her türlü yapılan yardımların sponsorluk kapsamına girip girmediği ?
Sponsorluk Kategorileri
Sponsorluk tanımı içerisinde Eğitim , Sağlık ,Toplumsal ,Sosyal ,Spor ,tarih gibi kategoriler girmekte olsa bile Kanunlarımızda Sponsorlukla ilgili olarak Spor kategorisi tanımlanmış diğer kategoriler için  yapılan ödemeler ise Bağış ,yardım olarak Kanunda tanımlanmıştır belli koşulların varlığı halinde vergi matrahından indirimine olanak tanınmıştır.
KANUNLARDA SPONSORLUĞUN YERİ
Özellikle altını çizerek belirtmek gerekir ki ; Sponsorluk bağış ya da yardım değildir !
Bu husus çok defa karıştırılan bir konudur. Karıştırılmasının sebebi kelime anlamı olarak yukarda bahsettiğimiz gibi her ne kadar sponsorluk Sanatsal ve Kültürel bir etkinliğe destek vermek için tanımlanmış olsa da , Kanunlarımız Sponsorluğun tanımını 3289 Sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Ek madde 3 de ;
Ulusal ve uluslararası gençlik ve spor hizmet ve faaliyetlerini desteklemek amacıyla gerçek ve tüzel kişiler;
a)Genel Müdürlüğün yıllık faaliyet programında yer alan ulusal ve uluslararası gençlik ve spor organizasyonları ,
b)Sporcuların transfer bedelleri hariç olmak üzere spor kulüpleri ile federasyonların yıllık programlarında bulunan sporun yaygınlaştırılması ve sporcuların desteklenmesine yönelik resmi sportif faaliyetleri,
c)Kamu kurum ve kuruluşları ve yerel yönetimler ile spor kulüplerine ait spor tesislerinden Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin yapımı , bakımı ve onarımı,
d)Federasyonların ve spor kulüplerinin sportif hizmet ve faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan spor  organizasyonları ile sportif araç gereç ve malzemelerinin temini,
e)Ferdi lisanslı sporcuların, Genel Müdürlük veya federasyonlarca ferdi olarak katılmalarına izin verilen ulusal ve uluslar arası organizasyonları,
f)Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ile Paralimpik komitesinin sportif faaliyetlerine ilişkin hizmetleri,
KAPSAMINDA SPONSORLUK YAPABİLİRLER. . .    diyerek sponsorluğun sınırlarını çizmiştir.
KURUMLAR VERGİSİNDE SPONSORLUĞUN YERİ
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 10.maddesinde Diğer İndirimler Başlığında 1/C bendinde ;
c) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17/6/1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı , profesyonel spor dalları için % 50 si. .kurumlar vergisi matrahının tespitinde ,beyan edilen kurum kazancından indirilebilecektir.
Yukarda bahsettiğimiz Kurumlar Vergisi kanununa dayanılarak ve ilgili 3289 sayılı kanun ve 3813 sayılı kanunlarda da belirtildiği üzer Sponsorluk Sadece Spor kulüplerine yönelik yapılacak destek , ayni yada nakdi olursa Kurumlar vergisinden indirilebilecektir.
Yani Tüm Sponsor harcamaları adı altında yapılan ödemeler Matrahtan indirilmez.
Örneğin : Spor kulübü olmayan 3289 Sayılı Kanunda belirtilmemiş bir kuruluşa , ya da şirkete Sponsor adı altında  yapılan ödemeler , Ödemeyi yapan kurum ve kuruluşların vergi matrahının hesaplanmasında Gider olarak indirilemeyecektir. Bu tür ödemeler Kanunen Kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilecektir.
ÖNEMLİ !
Günümüzde sanatçılara , Çeşitli Vakıflara  ( sportif bir amaç taşımayan ) AŞ Niteliği taşıyan kuruluşlara ,derneklere yapılan bir çok ödemenin Sponsorluk olarak yapıldığı belirtildiği ve vergi matrahından indirildiği görülmektedir ki bu kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Bu tür ödemeler ancak yardım,reklam, bağış niteliğinde ödemeler olabilir. 
Bağış ve yardımların Vergi matrahı tespitindeki indirim koşulları ise yine Kurumlar Vergisi Kanununda ayrıca belirtilmiştir.
Reklam harcamalarının ise Ticari Kazancın tespitinde İş ile ilgili olduğunun tespiti durumunda Matrahtan indirilebileceği tabidir.
Bu yüzden yukarda belirtilen Kanunun belirtmiş olduğu sınırlar dışındaki ödemelerde Ödemeyi alan kurum kayıtlarında Sponsorluk Gelirleri olarak GÖSTERMEMELİ ! Ancak yardım  ,bağış ve reklam  gelirleri gibi adlar altında göstermeli. Ödemeyi yapan kurum ve kuruluşlar ise Sponsorluk Gideri olarak göstermemeli Reklam ve benzeri adlar altında muhasebe kayıtlarında göstermelidirler.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Yurt dışından Temin edilen ve Sorumlu Sıfatıyla beyan edilecek bazı ödemeler

14 Nisan 2012 Cumartesi günü Resmi Gazete de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Tebliği (117) e göre İkametgahı , İşyeri , Kanuni Merkezi ve İş merkezi Türkiye 'de bulunmayanlar tarafından yapılan aşağıdaki işlemler sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.

- Türkiye'de inşa edilecek bir alış-veriş merkezi için YURT DIŞINDA ÇİZİLİP Türkiye'ye gönderilen MİMARİ PROJE HİZMETİ ,

- Türkiye'de faaliyette bulunan enerji santralinin işletilmesine ilişkin olarak YURT DIŞINDAN verilen DANIŞMANLIK HİZMETİ,

- KDV Mükellefiyeti olmayan genel bütçeli bir idareye YURT DIŞINDAN verilen BİLGİSAYAR YAZILIM HİZMETİ ,

- KDV Mükellefiyeti olmayan bir sivil toplum kuruluşuna konusuyla ilgili olarak dünyadaki hukuki gelişmeler hakkında YURT DIŞINDAN BİLGİ GÖNDERİLMESİ HİZMETİ,

Sorumlu Sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.

Yurt dışından gelen faturaların Türkiye'de muhasebe kayıtlarına alınırken .Faturanın içeriği iyice incelenmeli, incelenmeden kayda ALINMAMALIDIR.!

İlgili Fatura da kdv olmadan gelmesi KDV olmayacağı anlamına gelmez. Bu tür faturalara KDV hesaplanmazsa vergi ziyaı na yol açabileği  ve şirketi zor durumda bırakabileceği tabidir.

14 Nisan 2012 Cumartesi

UFRS ye hazır mıyız ?


Yeni TTK da süre daralıyor.
Uygulaması zorunlu olan Değişiklikleri unutmayın ! 

Bu yazımızda özellikle Muhasebe Düzenine ilişkin yükümlülükler ve UFRS hakkında bazı önemli noktaları paylaşmak istiyorum..
Muhasebe Düzenine ilişkin Yükümlülükler
-          Muhasebe hesap planlarının TMS ye uygun olarak yeniden düzenlenmesi
-          Muhasebe kadrolarının TMS-TMRS (UFRS)Eğitiminden geçmesi
-          Şirketlerin ticari evraklarının elektronik ortamda tutulmaya hazır hale gelmesi
-          Bunlar için Muhasebeye ilişkin  altyapının oluşturulması ….
 Muhasebe Hesap planlarının TMS ye uygun hale gelmesi için hesap planının netleşmesini bekliyoruz.
Ancak  Acaba Tüm Şirketlerimiz Muhasebe Birimleri UFRS için Yeterli Eğitimi aldımı ? Konulara Tam olarak hakim mi ?
Yeni TTK da bir değişiklik olmaz ise 2012 yıl sonu itibari ile Tüm şirketler Bilanço ve Gelir tablolarını UFRS ye göre hazırlamak zorunda .
Bu çok önemli ve ciddi anlamda bilgi gerektiren konu hakkında hemen her hafta çeşitli seminerler ve eğitimler yapılmakta ve Bir çok şirket Muhasebe Müdürleri ve Personellerini bu seminerlere göndermekte.
Ancak süre bu kadar kısalmışken acaba bizim Muhasebe Müdürlerimiz , Muhasebe personellerimiz gerçektende hazırmı ? Çünki UFRS de ciddi anlamda değişiklikler olacak.
Unutmayın ! Eğitime katılmak kesinlikle yetmez ..Her şirketin kendi iç yapısına ve dengesine göre TMS – TFRS de ki ilgili standartları kullanacaklar.
Gayrimenkul yatırım şirketi farklı , Stok ağırlıklı çalışan Şirketler farklı , İnşaat Şirketleri Farklı vs.. standartları kullanabilecek.
Bizim şu sorulara cevap veriyor olmamız lazım ..
8 ay kaldı ve zaman hızla ilerliyor. Bir an bugünün 31.12.2012 olduğunu varsayalım.
Bugün itibari ile Bilançolarımızı UFRS ye çevirebilecek durumdamıyız ?
Bunun Provasını mutlaka yapmalısınız .
UFRS ye geçtiğimizi düşünelim ,
Biliyormuyuz ??? Hazırda kullanıdığımız Bilanço kalemlerinde hangi kalemlere UFRS de hiç dokunmuyoruz şu andaki sistemdeki gibi devam ediyoruz ? ve hangi kalemler artık Bilançoda hiç olmayacak ? ve hangi kalemler yer değişecek isim değişecek ?
Bunların cevabını verebiliyormuyuz ?

Biliyormuyuz ?? Şimdi ki sistemde örneğin bir menkul kıymet aldığımızda yaptığımız kayıt bellidir 2 satır. Hisse senetleri  karşı ayağı Banka …
Acaba UFRS de bu hisse senelerinin ;
1-      Vadeye kadar elde tutulacak
2-      Alım satım amaçlı
3-      Satılmaya hazır
Olarak ayrımının yapılacağını ve hepsi için farklı bir muhasebe kaydı yapılacağını ve hepsinin Gelir tablosuna yansıyan /yansımayan unsurları olduğunu biliyormuyuz ?
Bu kayıtları yaparken Paranın gelecekteki değerinin hesaplanması gerektiğini bunlara göre muhasebe kayıtlarının oluşturulması gerektiğini biliyormuyuz ?
Biliyormuyuz ? Artık UFRS de Amortisman uygulamasının TERCİHE BIRAKILDIĞINI ?  Evet yanlış duymadınız içimizde bilen arkadaşlar var olduğu kadar Daha fazla bilmeyen var .
Artık UFRS de Amortisman ayırma tercihe göre olacak. Sivastaki Bir şirketin Muhasebe Müdürü Ahmet bey Bir demirbaşına 1 yıl ,2 yıl yada 3 yıl verebilecek iken Sinoptaki bir Şirketin Muhasebe Müdürü Mehmet Bey aynı demirbaşa 5 yıl , 7 yıl verebilecek …
Ancak ! Mutlaka Bağımsız denetçiyi mantıklı bir şekilde İkna etmek koşuluyla ve Dipnotlarda belirtmek koşuluyla …
Amortismanlar hakkında çalışma yaptık mı bugün yıl sonu olduğunu düşünün hazırmıyız ?
Biliyormuyuz ? UFRS de en önemli konulardan biri Ayrılması gereken Şüpheli Alacak karşılığı hesaplarının nasıl yapılacağını hangi koşullarda nasıl kayda alınacağını ?
Bu maddeler uzadıkça uzuyor …….
ÖZETLE …
31 Mart 2012 İtibari ile   1.Dönem Geçici Vergilerimizi hazırlamışken bunları yıl sonuymuş gibi
Bilançomuzu  ve Gelir Tablomuzu UFRS ye çevirmeliyiz .
Nakit Akım tablosu , Özsermaye Değişim Tablosu ÇIKARABİLİYORMUYUZ ? Eksikliklerimiz neler ?
Dipnot çıkarabiliyormuyuz ? Ancak Bu şekilde ne kadar hazır olduğumuzu ya da olmadığımızı şimdiden  Görebiliriz önlemlerimizi ona göre alabiliriz ! Sakın ERTELEMEYİN !
Bakınız buradaki Dipnot denilen olay şirketlerin büyüklüğüne bağlı ama en azı 30-40 sayfa olan ve 80 -90 sayfalara ulaşan detaylı bir çalışma …
Yoksa 8 ay sonra burada anlatmak istediklerimi daha net anlayacaksınız ama iş işten geçmesin lütfen dikkat !

Sizlere önerim : www.kap.gov.tr adresi Kamuyu aydınlatma platformu çerçevesinde Bir çok firmanın UFRS ye göre çevirilmiş bilanço ve gelir tablosu nakit akım ve özsermaye değişim tablosunu göstermektedir.
Bunların hepsi Gerçek doğruyu yansıtan ve Çevirilmiş tablolar.
Burda kendi şirketinizi baz alarak benzer firmalar bulabilir onların bilançosunu inceleyebilirsiniz.
Hemen hemen her sektöre uygun bir bilanço var burada .
En az 3 farklı şirketi satır satır incelemenizi bilançoda gelir tablolarında özsermaye değişim tablolarında vs hangi kalemlerin nerde olduğuna dikkat etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum çok faydasını göreceksiniz.
Evet eğitimde şart ancak UYGULAMA farklı çoğu kez arkadaşlardan duyarım Eğitime gittik ders mantığında standart dinledik ve çıktık ertesi gün hiçbir şey yok aklımızda .
Bunun tek sebebi uygulamanın bu eğitimlerde az olması .
Bu sitede çok örnek var.Mutlaka göz atın ve mutlaka deneyin.
Bir çok Mali Müşavir ve Muhasebe Müdürü arkadaşların bu kadar kısa süre kalmasına rağmen
Nasılsa bir denetçi firma yapacak !! diyerek önemsemediğini  duyuyor ve gözlemliyorum.

BAKINIZ  EĞER UFRS BÖYLE ÇIKARSA DEĞİŞMEZSE 1.1.2013 MUHASEBE KAYITLARINI HERKES UFRS YE GÖRE GİRERKEN DENETÇİ FİRMALAR 365 GÜN YANIMIZDA OLMAYACAK !! ONLAR BELLİ DÖNEMLER DE KONTROL EDECEK …!
Yani denetçi firmaya bel bağlamak çok yanlış.
Ve yine çok önemli bir nokta UFRS muhasebe kayıt girme işlemlerini sadece Muhasebe Müdürlerinin değil aynı zamanda tüm muhasebe personelinin bilmesi gerekmekte. Çünki her biri tek tek kayıt girecek . 

Sonuç :
 UFRS ile ilgili gelişmeleri merakla takip ediyoruz. Bu haliyle mi çıkacak küçük orta boy işletmeler ayrımı yapılmadan belli bir ciroya göre sınır koymadan herkes UFRS mi yapacak ? Yoksa Belli bir ciro üzerinde olan firmalara mı ? uygulanacak ( yani değişiklik olacak )
Avrupa nın başka bir ülkesinde Fiilen tüm muhasebe kayıtlarının birebir UFRS ye göre girilmediğini sadece mevcut bilançolarının Belli dönemlerde UFRS ye çevrildiğini biliyoruz duyuyoruz.Farklı bir duyumu olan yada bilgisi olan paylaşırsa sevinirim.
 Eğer uygulama yapılırsa bildiğimiz duyduğumuz kadarı ile ilk kez Türkiyede fiilen birebir kayıt girilerek muhasebe hesapları tutulacak !
Kanımca Türkiye de şu anda % 10 luk bir kesim ( azami) ufrs ye hazır ve süre çok az bu sürede hızla bu sisteme ayak uyduracak bilgi ve donanımda çok fazla personel yok. Hemen hemen bir çok şirkette en fazla muhasebe müdürlerinin bilgileri varken personellerinin % 90 ı bilmiyor.
DUYMAYAN BİLE VAR !!!!
Bu sebepten acaba fiilen kayıt girmek mi doğru ? yoksa TTK ya göre zaten zorunlu bir bağımsız denetçi gelecek . Mesela geçici vergi dönemlerinde Denetçiler tarafından UFRS ye çevrilerek yayınlanması mı daha sağlıklı ? Bence şu aşamada ikinci seçenek daha sağlıklı.
Muhasebe bir şirketin en önemli birimlerinden beklide birincisidir. Yanlış bir muhasebe kaydı . Bilgisizce, hata ile vs yapılan bir muhasebe kaydı şirketi çok çok zarara sokabilir.
Muhasebe birimlerinde çalışanların konuya hakim bilgili kişiler olması çok önemlidir.
BİZLER ŞİRKETLERİMİZDE , ACABA BU BÜYÜK DEĞİŞİME HAZIRMIYIZ ?
HEPİMİZ BU SORUYU SORUP CEVAPLANDIRALIM …
ÇÜNKİ 8 AY SONRA BU SORUNUN CEVABINI ZATEN GÖRECEĞİZ.
AMAÇ 8 AY SONRA CİDDİ SIKINTILARA GİRMEDEN YOLUMUZA DEVAM ETMEMİZ.
Gerekli Tedbirleri hemen yarın alarak çalışmaya başlamalıyız.


12 Nisan 2012 Perşembe

Üniversitelerin Desteklenmesini Amaçlayan Vakıflara Yapılan Bağışların Matrahtan indirimi

11.04.2012 tarihli 28261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30.03.2012 tarih ve 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la, Yüksek Öğretim Kanunu’nun 56.maddesi değiştirilerek, eğitim amaçlı bazı bağışların, vergi matrahından indirimine olanak sağlanmıştır.
İlgili madde aşağıda belirtilmiştir.
….

MADDE 15 –  2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç  edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti  tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilir.

Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Kanunun değişmeden önceki düzenleme ise ;
Gelir ve Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere ve ileri teknoloji enstitülerine makbuz karşılığı yapılacak bağışlar Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilir.
6287 Sayılı Kanun’la eklenen madde aşağıdaki gibidir.
“gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç  edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti  tanınanlara..”
Bu düzenleme ile Bazı Vakıflara yapılan Bağışların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilmesine imkan getirilmiştir. Ancak Bağışın yapıldığı vakfın aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekmektedir.
1-      Vakfın gelirlerinin münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi amaç edinmek üzere kurulmuş olması ,
2-      Fiilen bu çerçevede faaliyette bulunması ,
3-      Bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan olmalıdır.